7 Eylül 2013 Cumartesi
Öncelikle video, sosyal medyada üzerine gidildiği gibi başörtüsüyle ilgili bir tepkiden kaynaklanmıyor. Mümkünse hoparlörün sesini biraz daha açıp konuşmaları tekrar dinleyelim ve haklı tepkileri doğru yerden koyalım.
Eylemin faşizanlığı konusunda herhangi bir eleştiri yapmayacağım. Zaten her şey ortada.Benim takıldığım nokta, videoda sakallı arkadaşın cemaatin okulumuzda örgütlenmesi izin vermiyoruz diye bir cümle kullanması.
"Sanane, sen örgütleniyorsun ?" diyecekken "Sen örgütleniyorsun da ne oluyor ?" diyorum.
Bu tip sol gruplar yıllardır örgütleniyor. Bir çok üniversitede hergün bildiri dağıtıp, kalabalığı gördükleri yerde slogan atıyorlar. Mezun olduğum üniversitede de kulüplerin aylarca EMEK harcayıp yaptığı organizasyonlarının üzerilerine afişler asarak, okulun duvarlarının ırzına geçiyorlar. Yapılan etkinliğe gelip bağırıp çağırarak, oraya etkinlikten faydalanmak için gelen yüzlerce kişinin ve katılımcıların huzurunu bozuyorlar.
2011 yılı genel seçim sonuçlarını açıyorum. Bu tip sol örgütlerin siyasi partilerin aldığı oyları topluyorum 100 bin çıkıyor. Bu mu diyorum bu kadar örgütlenmenin sonucu.
Örgütlenmesine izin vermediğin Cemaatin dünyanın 140 ülkesinde 11.000'den fazla okulu olduğu söyleniyor. Gazetesinin tirajı 1 milyon. Bu kadar rakamcığın yeterli olacağını umuyorum. Adamlar yürümüş gitmiş Üsküdar'ı geçmiş sen hala örgütlendirmeyiz de. Muhtemelen Cemaat kendi örgütünden çok daha örgütlüdür ODTÜ'de. Ama sessiz çalışır Cemaat. Bu olayı da sessiz çığlıklarıyla absorbe edip işin içinden güçlenerek çıkacaktır.
Eylemin faşizanlığı konusunda herhangi bir eleştiri yapmayacağım. Zaten her şey ortada.Benim takıldığım nokta, videoda sakallı arkadaşın cemaatin okulumuzda örgütlenmesi izin vermiyoruz diye bir cümle kullanması.
"Sanane, sen örgütleniyorsun ?" diyecekken "Sen örgütleniyorsun da ne oluyor ?" diyorum.
Bu tip sol gruplar yıllardır örgütleniyor. Bir çok üniversitede hergün bildiri dağıtıp, kalabalığı gördükleri yerde slogan atıyorlar. Mezun olduğum üniversitede de kulüplerin aylarca EMEK harcayıp yaptığı organizasyonlarının üzerilerine afişler asarak, okulun duvarlarının ırzına geçiyorlar. Yapılan etkinliğe gelip bağırıp çağırarak, oraya etkinlikten faydalanmak için gelen yüzlerce kişinin ve katılımcıların huzurunu bozuyorlar.
2011 yılı genel seçim sonuçlarını açıyorum. Bu tip sol örgütlerin siyasi partilerin aldığı oyları topluyorum 100 bin çıkıyor. Bu mu diyorum bu kadar örgütlenmenin sonucu.
Örgütlenmesine izin vermediğin Cemaatin dünyanın 140 ülkesinde 11.000'den fazla okulu olduğu söyleniyor. Gazetesinin tirajı 1 milyon. Bu kadar rakamcığın yeterli olacağını umuyorum. Adamlar yürümüş gitmiş Üsküdar'ı geçmiş sen hala örgütlendirmeyiz de. Muhtemelen Cemaat kendi örgütünden çok daha örgütlüdür ODTÜ'de. Ama sessiz çalışır Cemaat. Bu olayı da sessiz çığlıklarıyla absorbe edip işin içinden güçlenerek çıkacaktır.
5 Eylül 2013 Perşembe
Sürekli açık olan odamın penceresini kapattım. Pencereyi kapatırken yaprakları süpüren apartman görevlilerini gördüm. Televizyonu açtım, her zaman açık olan sıkıcı haber kanallarından biri açıktı. "İstanbul'da yağış bekleniyor." dedi spiker. Hava kararmaya başlamıştı. Saate baktım. "Bu saate mi kararıyordu hava ?" diye sordum kendime. Ardından Twitter'a baktım. Tweetlerin teması değişmiş. Timeline sanki yavaş akıyor.
Takvime baktım. Tabi ya Eylül !
Her zamankinden fazla okuyorum bu aralar. Yapacak daha iyi bir işim yok ki. Okuduğum kitabın bir bölümü bitirdikten sonra "Ne güzel yazmış adam" dedim. Yazmak ? Bende böyle şeyler yazmıştım bir aralar. Blog açmıştım.
Zorla şifremi hatırladım. Okumaya başladım yazdıklarımı birazda gülümseyerek. Çünkü o yazıları yazarken
ilerde bu yazıları okuyup gülümseyeceğim demiştim. Aynı bu yazıyı ilerde okuyup gülümseyeceğim gibi.
Yazıların tarihine baktım Şubat 2012. Zaman sorunsalım sıkıştırdı yine beni. O günden bu güne değişmişti hayatım. Yıllarca nefret ettiğim Ankara'yı seviyordum mesela. Boyundan büyük işlere girmiş, bilmem kaç şehir dolaşıp, okulda proje üstüne projede çalışmış, insanların verdiği sorumluluklara kendimi kaptırmış, yoğun günler geçirmiştim. Bu sırada tüm otoriteleri yanıltıp okulu da uzatmadan bitirmiştim.
Ayrıca aylar sonra eylülün etkisinden midir bilinmez yeniden yazma hevesim gelmişti.
Hadi hayırlı...
Takvime baktım. Tabi ya Eylül !
Her zamankinden fazla okuyorum bu aralar. Yapacak daha iyi bir işim yok ki. Okuduğum kitabın bir bölümü bitirdikten sonra "Ne güzel yazmış adam" dedim. Yazmak ? Bende böyle şeyler yazmıştım bir aralar. Blog açmıştım.
Zorla şifremi hatırladım. Okumaya başladım yazdıklarımı birazda gülümseyerek. Çünkü o yazıları yazarken
ilerde bu yazıları okuyup gülümseyeceğim demiştim. Aynı bu yazıyı ilerde okuyup gülümseyeceğim gibi.
Yazıların tarihine baktım Şubat 2012. Zaman sorunsalım sıkıştırdı yine beni. O günden bu güne değişmişti hayatım. Yıllarca nefret ettiğim Ankara'yı seviyordum mesela. Boyundan büyük işlere girmiş, bilmem kaç şehir dolaşıp, okulda proje üstüne projede çalışmış, insanların verdiği sorumluluklara kendimi kaptırmış, yoğun günler geçirmiştim. Bu sırada tüm otoriteleri yanıltıp okulu da uzatmadan bitirmiştim.
Ayrıca aylar sonra eylülün etkisinden midir bilinmez yeniden yazma hevesim gelmişti.
Hadi hayırlı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
