5 Eylül 2013 Perşembe

Eylül

Sürekli açık olan odamın penceresini kapattım. Pencereyi kapatırken yaprakları süpüren apartman görevlilerini gördüm. Televizyonu açtım, her zaman açık olan sıkıcı haber kanallarından biri açıktı. "İstanbul'da yağış bekleniyor." dedi spiker. Hava kararmaya başlamıştı. Saate baktım. "Bu saate mi kararıyordu hava ?" diye sordum kendime. Ardından Twitter'a baktım. Tweetlerin teması değişmiş. Timeline sanki yavaş akıyor.

Takvime baktım. Tabi ya Eylül !

Her zamankinden fazla okuyorum bu aralar. Yapacak daha iyi bir işim yok ki. Okuduğum kitabın bir bölümü bitirdikten sonra "Ne güzel yazmış adam" dedim. Yazmak ? Bende böyle şeyler yazmıştım bir aralar. Blog açmıştım.

Zorla şifremi hatırladım. Okumaya başladım yazdıklarımı birazda gülümseyerek. Çünkü o yazıları yazarken
ilerde bu yazıları okuyup gülümseyeceğim demiştim. Aynı bu yazıyı ilerde okuyup gülümseyeceğim gibi.

Yazıların tarihine baktım Şubat 2012. Zaman sorunsalım sıkıştırdı yine beni. O günden bu güne değişmişti hayatım. Yıllarca nefret ettiğim Ankara'yı seviyordum mesela. Boyundan büyük işlere girmiş, bilmem kaç şehir dolaşıp, okulda proje üstüne projede çalışmış, insanların verdiği sorumluluklara kendimi kaptırmış, yoğun günler geçirmiştim. Bu sırada tüm otoriteleri yanıltıp okulu da uzatmadan bitirmiştim.

Ayrıca aylar sonra eylülün etkisinden midir bilinmez yeniden yazma hevesim gelmişti.

Hadi hayırlı...

0 yorum:

Yorum Gönder